Daha huzurlu yaşam için
Hayatınızdaki mücadelelerinizde deneyimli bir rehberle sizde başarabilir ve hedeflerinize ulaşabilirsiniz

Hayatı dengede ve kalben mutmain bir şekilde yaşamak isteyenler...

Hedef belirleyemeyen veya varolan hedefinin üzerine cesaretle gidemeyenler...

En iyi versiyonunuz olma yolunda size rehberlik etmek için bizler buradayız
Sınır çizmeyi beceriyor musun?
Bazen hayatta neden bazı insanların bize hoyratça davrandığını, neden sınırlarımızı ihlal ettiğini düşünüp duruyoruz. Cevabı bu videoda gizli...
Videodaki adamın yanından geçen araba neden yavaşlıyor? Şoför çok nazik olduğu için mi? Hayır. Adamın elindeki o "tuğlayı" gördüğü için. Eğer o su birikintisinden hızla geçip adamı ıslatırsa, o tuğlanın kaportaya ineceğini biliyor.
Sınır Çizmek Neden Önemli?
1-Netlik Sağlar: İnsanlara size nasıl davranmaları gerektiğini siz öğretirsiniz. Sınırlarınız yoksa, herkes kendi hızında ve dikkatsizliğinde üzerinize çamur sıçratabilir.
2-Caydırıcıdır: "Buraya kadar gelebilirsin ama ötesi yasak" demek, sertlik değil, kendine olan saygındır.
3-İlişkileri Korur: Tuğla (yani sınır) başta korkutucu görünse de aslında kazayı önler. Araba yavaş geçer, adam kuru kalır, kavga çıkmaz.
> "Hayat, siz sınır çizene kadar size çarpmaya devam eden bir trafik gibidir."
> Kendi değerini korumak için elinde o "tuğlayı" tutmaktan çekinme. Sert davranmak zorunda değilsin ama sınırlarının olduğunu ve ihlal edildiğinde bir karşılığı olacağını hissettirmek zorundasın.
Şayet sen de hayatında o "tuğlayı" ne zaman ve nasıl göstereceğini bilemiyorsan, sınırlarını korumakta zorlanıyor ve sürekli "ıslanıyorsan" doğru yerdesin. Kendi sınırlarını nezaketle ama kararlılıkla inşa etmeyi öğrenmek için "Kişisel Gelişim ve Manevi Psikoloji" eğitimimize katılabilir, içsel dengeni yeniden kurabilirsin.
Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji #farkındalık #sınırçizmek
#içselyolculuk
Sınır çizmeyi beceriyor musun?
Bazen hayatta neden bazı insanların bize hoyratça davrandığını, neden sınırlarımızı ihlal ettiğini düşünüp duruyoruz. Cevabı bu videoda gizli...
Videodaki adamın yanından geçen araba neden yavaşlıyor? Şoför çok nazik olduğu için mi? Hayır. Adamın elindeki o "tuğlayı" gördüğü için. Eğer o su birikintisinden hızla geçip adamı ıslatırsa, o tuğlanın kaportaya ineceğini biliyor.
Sınır Çizmek Neden Önemli?
1-Netlik Sağlar: İnsanlara size nasıl davranmaları gerektiğini siz öğretirsiniz. Sınırlarınız yoksa, herkes kendi hızında ve dikkatsizliğinde üzerinize çamur sıçratabilir.
2-Caydırıcıdır: "Buraya kadar gelebilirsin ama ötesi yasak" demek, sertlik değil, kendine olan saygındır.
3-İlişkileri Korur: Tuğla (yani sınır) başta korkutucu görünse de aslında kazayı önler. Araba yavaş geçer, adam kuru kalır, kavga çıkmaz.
> "Hayat, siz sınır çizene kadar size çarpmaya devam eden bir trafik gibidir."
> Kendi değerini korumak için elinde o "tuğlayı" tutmaktan çekinme. Sert davranmak zorunda değilsin ama sınırlarının olduğunu ve ihlal edildiğinde bir karşılığı olacağını hissettirmek zorundasın.
Şayet sen de hayatında o "tuğlayı" ne zaman ve nasıl göstereceğini bilemiyorsan, sınırlarını korumakta zorlanıyor ve sürekli "ıslanıyorsan" doğru yerdesin. Kendi sınırlarını nezaketle ama kararlılıkla inşa etmeyi öğrenmek için "Kişisel Gelişim ve Manevi Psikoloji" eğitimimize katılabilir, içsel dengeni yeniden kurabilirsin.
Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji #farkındalık #sınırçizmek
#içselyolculuk
...
İnsan, insanın rengini alır mı? Evet, alır...
Zira nazar tesirdir; bakışın değdiği, sohbetin demlendiği her kalpte bir alışveriş başlar.
Bakınız, "Kişi dostunun dini üzeredir" buyurulur. Bu, sadece bir inanç meselesi değil, bir "hâl" meselesidir. İnsanoğlu, yanındaki refikinin aynasıdır. Kimi tutarsan, kimi yoldaş edinirsen, bir müddet sonra ruhunun rengi ona çalmaya başlar.
Gül bahçesine giren, üzerinde bir gül kokusuyla çıkar; demirci dükkânına uğrayan ise is kokar. Bu, kaçınılmazdır.
İnsan, beraber nefes aldığı kimsenin meşrebini, duruşunu, hatta bakış açısını kendine sirayet ettirir. Sükûtun bile bir dili vardır; sevdiğin adam sustuğunda, sen de onun sessizliğinde huzur bulursun.
Meselenin aslı şudur! Kalbin kalbe bir yolu vardır, bu yol sessiz sedasız işler. Kiminle ağlıyorsan, kiminle tebessüm ediyorsan, ömrün ona benzeyerek nihayete erer. Eğer yanındaki dünya derdindeyse, senin de rengin kararır, ufkun daralır. Eğer yanındaki "yâr" ve "hakikat" peşindeyse, senin de gönlün aydınlanır, bakışın ferahlar.Bu sebeple, meclis seçimi mühimdir.
Öyle birini bulmalı ki; yanında durduğunda kendine gelesin, ruhun pasından arınsın, gönlün zenginleşsin. İnsan, ömrünü harcayacak birini ararken aslında bir "renk" arar. Kendi rengini, daha parlak, daha derin, daha hakikate yakın kılacak bir dost...
Velhasıl, çevrene bak. Eğer renginden, huzurundan, kendi içindeki bahardan memnunsan; doğru meclistesin demektir. Lakin ruhun soluyor, için daralıyorsa; durup bir düşün. Zira insan, insanın kaderidir. Seçtiğin yoldaş, senin rengindir.
Hülasa; rengin kimde kalmışsa, sen osun.
Eğer ruhunun rengini, o kadim hakikatin nuruyla yeniden parlatmak ve mânâ yolculuğunda hakiki yoldaşlarla buluşmak istersen, kapımız ardına kadar açıktır.
"Ruhsal Psikolojiye Giriş" eğitimimiz, kendi hakikatine dönmek isteyen kıymetli hanımefendiler için bir vesile-i hayırdır; buyurun, kalbi kalbimize değenlerle beraber yürüyelim.
Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https//esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji #ruhsalyolculuk
İnsan, insanın rengini alır mı? Evet, alır...
Zira nazar tesirdir; bakışın değdiği, sohbetin demlendiği her kalpte bir alışveriş başlar.
Bakınız, "Kişi dostunun dini üzeredir" buyurulur. Bu, sadece bir inanç meselesi değil, bir "hâl" meselesidir. İnsanoğlu, yanındaki refikinin aynasıdır. Kimi tutarsan, kimi yoldaş edinirsen, bir müddet sonra ruhunun rengi ona çalmaya başlar.
Gül bahçesine giren, üzerinde bir gül kokusuyla çıkar; demirci dükkânına uğrayan ise is kokar. Bu, kaçınılmazdır.
İnsan, beraber nefes aldığı kimsenin meşrebini, duruşunu, hatta bakış açısını kendine sirayet ettirir. Sükûtun bile bir dili vardır; sevdiğin adam sustuğunda, sen de onun sessizliğinde huzur bulursun.
Meselenin aslı şudur! Kalbin kalbe bir yolu vardır, bu yol sessiz sedasız işler. Kiminle ağlıyorsan, kiminle tebessüm ediyorsan, ömrün ona benzeyerek nihayete erer. Eğer yanındaki dünya derdindeyse, senin de rengin kararır, ufkun daralır. Eğer yanındaki "yâr" ve "hakikat" peşindeyse, senin de gönlün aydınlanır, bakışın ferahlar.Bu sebeple, meclis seçimi mühimdir.
Öyle birini bulmalı ki; yanında durduğunda kendine gelesin, ruhun pasından arınsın, gönlün zenginleşsin. İnsan, ömrünü harcayacak birini ararken aslında bir "renk" arar. Kendi rengini, daha parlak, daha derin, daha hakikate yakın kılacak bir dost...
Velhasıl, çevrene bak. Eğer renginden, huzurundan, kendi içindeki bahardan memnunsan; doğru meclistesin demektir. Lakin ruhun soluyor, için daralıyorsa; durup bir düşün. Zira insan, insanın kaderidir. Seçtiğin yoldaş, senin rengindir.
Hülasa; rengin kimde kalmışsa, sen osun.
Eğer ruhunun rengini, o kadim hakikatin nuruyla yeniden parlatmak ve mânâ yolculuğunda hakiki yoldaşlarla buluşmak istersen, kapımız ardına kadar açıktır.
"Ruhsal Psikolojiye Giriş" eğitimimiz, kendi hakikatine dönmek isteyen kıymetli hanımefendiler için bir vesile-i hayırdır; buyurun, kalbi kalbimize değenlerle beraber yürüyelim.
Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https//esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji #ruhsalyolculuk
...
Doğa zekân yüksek mi?
Doğa zekâsı kişinin doğayı, canlıları, çevresindeki düzeni ve doğal süreçleri fark etme, anlama ve onlarla bağ kurma kapasitesidir. Howard Gardner’ın “çoklu zekâ” yaklaşımında yer alan zekâ türlerinden biridir.
Ne işe yarar?
Doğa zekâsı yüksek olan kişi; bitkileri, hayvanları, mevsimleri, doğal döngüleri, çevresel değişimleri daha kolay fark eder. Doğayla temas ettiğinde daha çabuk dengelenebilir, gözlem gücü gelişir ve çevresine karşı daha duyarlı ve empatik olur.
Yüksek olduğunda kişide nasıl görülür?
Doğada vakit geçirmekten hoşlanır. Hayvanlara, bitkilere, toprağa, denize, gökyüzüne karşı özel bir ilgi duyar. Detayları fark eder; mesela bir bitkinin solduğunu, havanın değişeceğini, hayvanların davranışındaki farklılığı hemen sezebilir. Genellikle sakinleşmek, düşünmek ve yenilenmek için doğaya ihtiyaç duyar.
Bu kişilerde gözlem, sabır, sezgi, merhamet ve çevre bilinci daha belirgin olabilir.
Düşük olduğunda nasıl görülür?
Kişi doğaya karşı daha ilgisiz olabilir. Bitkilerle, hayvanlarla veya doğal ortamlarla bağ kurmakta zorlanabilir. Kapalı alanlarda yaşamaya daha yatkın olabilir, çevresindeki doğal detayları fark etmeyebilir. Doğanın ruhsal ve zihinsel denge üzerindeki etkisini yeterince kullanamayabilir.
Bu, kötü bir durum değildir; sadece kişinin bu alanı daha az gelişmiş olabilir. Ama gelişmeyen bir insanda bu durum merhametsizliğe, empati eksikliğine neden olacağı için kişi doğaya, hayvaba hatta insana karşı daha saldırgan, zarar verici bir hale gelebilir. Normal düzeydeki bir insan doğaya çıkınca rahatlarken bu tip insan doğadayken bile içsel ve dışsal çatışmalar yaşar.
Kısaca doğa zekâsı, insanın sadece doğayı tanımasını değil, kendi iç doğasını da daha iyi anlamasını sağlar. Hangi zekâ alanlarının güçlü, hangilerinin gelişime açık olduğunu bilmek;hayatını daha bilinçli yönlendirmene yardımcı olur.
Bu yüzden yaptığımız kişilik analizi ve zekâ testleri, sadece bilgi değil, bir farkındalık kapısıdır. Kendini tanıdıkça seçimlerin değişir, hayatın dönüşür.
Eğer sen de kendini daha derin tanımak, potansiyelini keşfetmek ve bu farkındalığı hayatına yansıtmak istiyorsan eğitimimize katılabilir, zeka alanlarını öğrenebilirsin.
Doğa zekân yüksek mi?
Doğa zekâsı kişinin doğayı, canlıları, çevresindeki düzeni ve doğal süreçleri fark etme, anlama ve onlarla bağ kurma kapasitesidir. Howard Gardner’ın “çoklu zekâ” yaklaşımında yer alan zekâ türlerinden biridir.
Ne işe yarar?
Doğa zekâsı yüksek olan kişi; bitkileri, hayvanları, mevsimleri, doğal döngüleri, çevresel değişimleri daha kolay fark eder. Doğayla temas ettiğinde daha çabuk dengelenebilir, gözlem gücü gelişir ve çevresine karşı daha duyarlı ve empatik olur.
Yüksek olduğunda kişide nasıl görülür?
Doğada vakit geçirmekten hoşlanır. Hayvanlara, bitkilere, toprağa, denize, gökyüzüne karşı özel bir ilgi duyar. Detayları fark eder; mesela bir bitkinin solduğunu, havanın değişeceğini, hayvanların davranışındaki farklılığı hemen sezebilir. Genellikle sakinleşmek, düşünmek ve yenilenmek için doğaya ihtiyaç duyar.
Bu kişilerde gözlem, sabır, sezgi, merhamet ve çevre bilinci daha belirgin olabilir.
Düşük olduğunda nasıl görülür?
Kişi doğaya karşı daha ilgisiz olabilir. Bitkilerle, hayvanlarla veya doğal ortamlarla bağ kurmakta zorlanabilir. Kapalı alanlarda yaşamaya daha yatkın olabilir, çevresindeki doğal detayları fark etmeyebilir. Doğanın ruhsal ve zihinsel denge üzerindeki etkisini yeterince kullanamayabilir.
Bu, kötü bir durum değildir; sadece kişinin bu alanı daha az gelişmiş olabilir. Ama gelişmeyen bir insanda bu durum merhametsizliğe, empati eksikliğine neden olacağı için kişi doğaya, hayvaba hatta insana karşı daha saldırgan, zarar verici bir hale gelebilir. Normal düzeydeki bir insan doğaya çıkınca rahatlarken bu tip insan doğadayken bile içsel ve dışsal çatışmalar yaşar.
Kısaca doğa zekâsı, insanın sadece doğayı tanımasını değil, kendi iç doğasını da daha iyi anlamasını sağlar. Hangi zekâ alanlarının güçlü, hangilerinin gelişime açık olduğunu bilmek;hayatını daha bilinçli yönlendirmene yardımcı olur.
Bu yüzden yaptığımız kişilik analizi ve zekâ testleri, sadece bilgi değil, bir farkındalık kapısıdır. Kendini tanıdıkça seçimlerin değişir, hayatın dönüşür.
Eğer sen de kendini daha derin tanımak, potansiyelini keşfetmek ve bu farkındalığı hayatına yansıtmak istiyorsan eğitimimize katılabilir, zeka alanlarını öğrenebilirsin.
...
Hep "Aferin" Beklemekten Yorulmadınız mı?
Hayatınız boyunca hiç "Acaba bu kıyafet yakıştı mı?", "Bu kararı alsam başkaları ne der?", "Yeterince iyi görünüyor muyum?" diye düşündüğünüz oldu mu? Eminim olmuştur.
Hepimiz zaman zaman başkalarından "Harikasın", "Çok doğru yaptın" gibi cümleler duymak istiyoruz. Buna "onaylanma ihtiyacı" diyoruz. Peki, neden bu kadar önemli bizim için?
Çünkü çocukluğumuzdan beri bizi birileri takdir etsin, başımızı okşasın diye alıştık. Büyüdüğümüzde de bu alışkanlık devam ediyor. Sanki başkası bizi onaylamazsa, yaptığımız işin veya aldığımız kararın bir kıymeti yokmuş gibi hissediyoruz.
Ama bir duralım ve düşünelim!
Bir başkasının "Evet, güzel olmuş" demesi, sizin o şeyi gerçekten sevdiğiniz anlamına mı geliyor? Yoksa sadece başkasını memnun ettiğiniz anlamına mı?
Başkalarından gelecek alkışa bağımlı yaşamak, hayatınızın direksiyonunu başkasına teslim etmek gibidir. Onlar "ileri" derse gidersiniz, "dur" derse durursunuz.
Oysa kendi yolunuzu ancak "Ben bu kararı kendim için aldım ve kendimle gurur duyuyorum" dediğinizde bulabilirsiniz.
Başkalarının sizi nasıl gördüğüne değil, aynaya baktığınızda kendinizi nasıl gördüğünüze odaklanın. Sizin onayınız, herhangi birinin alkışından çok daha değerlidir.
Kendinize inanmaya başladığınızda, dışarıdan gelecek eleştirilerin de, övgülerin de aslında sadece "onların" fikri olduğunu fark edeceksiniz. Hayatınızın başrolü olmak istiyorsanız, alkış beklemeyi bırakıp perdeyi kendiniz açın.
Kendi değerini fark etmek, başkalarının beklentilerinden sıyrılıp kendi kararlarının arkasında durmak ve daha güçlü bir duruş sergilemek isteyen kadınlara özel yeni eğitim dönemi kayıtlarımız devam ediyor.
Eğer "Artık sıra bende" diyorsanız, detaylı bilgi ve başvuru için profilimdeki bağlantıya tıklayabilir veya DM`den "EĞİTİM" yazıp ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Ayrıca yazımın ruhunu ve hissini bu kadar zarif bir görsel dile dökerek duyguları ete kemiğe büründüren, kıymetli @ihsancanitez`e ve sesiyle anlatıma derinlik katan kıymetli @tugbayiilmaaz`a bu etkileyici dokunuşu için teşekkür ederim.
Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji
Hep "Aferin" Beklemekten Yorulmadınız mı?
Hayatınız boyunca hiç "Acaba bu kıyafet yakıştı mı?", "Bu kararı alsam başkaları ne der?", "Yeterince iyi görünüyor muyum?" diye düşündüğünüz oldu mu? Eminim olmuştur.
Hepimiz zaman zaman başkalarından "Harikasın", "Çok doğru yaptın" gibi cümleler duymak istiyoruz. Buna "onaylanma ihtiyacı" diyoruz. Peki, neden bu kadar önemli bizim için?
Çünkü çocukluğumuzdan beri bizi birileri takdir etsin, başımızı okşasın diye alıştık. Büyüdüğümüzde de bu alışkanlık devam ediyor. Sanki başkası bizi onaylamazsa, yaptığımız işin veya aldığımız kararın bir kıymeti yokmuş gibi hissediyoruz.
Ama bir duralım ve düşünelim!
Bir başkasının "Evet, güzel olmuş" demesi, sizin o şeyi gerçekten sevdiğiniz anlamına mı geliyor? Yoksa sadece başkasını memnun ettiğiniz anlamına mı?
Başkalarından gelecek alkışa bağımlı yaşamak, hayatınızın direksiyonunu başkasına teslim etmek gibidir. Onlar "ileri" derse gidersiniz, "dur" derse durursunuz.
Oysa kendi yolunuzu ancak "Ben bu kararı kendim için aldım ve kendimle gurur duyuyorum" dediğinizde bulabilirsiniz.
Başkalarının sizi nasıl gördüğüne değil, aynaya baktığınızda kendinizi nasıl gördüğünüze odaklanın. Sizin onayınız, herhangi birinin alkışından çok daha değerlidir.
Kendinize inanmaya başladığınızda, dışarıdan gelecek eleştirilerin de, övgülerin de aslında sadece "onların" fikri olduğunu fark edeceksiniz. Hayatınızın başrolü olmak istiyorsanız, alkış beklemeyi bırakıp perdeyi kendiniz açın.
Kendi değerini fark etmek, başkalarının beklentilerinden sıyrılıp kendi kararlarının arkasında durmak ve daha güçlü bir duruş sergilemek isteyen kadınlara özel yeni eğitim dönemi kayıtlarımız devam ediyor.
Eğer "Artık sıra bende" diyorsanız, detaylı bilgi ve başvuru için profilimdeki bağlantıya tıklayabilir veya DM`den "EĞİTİM" yazıp ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Ayrıca yazımın ruhunu ve hissini bu kadar zarif bir görsel dile dökerek duyguları ete kemiğe büründüren, kıymetli @ihsancanitez`e ve sesiyle anlatıma derinlik katan kıymetli @tugbayiilmaaz`a bu etkileyici dokunuşu için teşekkür ederim.
Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji
...
İnsan dediğin, aslında tuhaf bir mahluktur. Sırtında dağları taşır da, "bu yük bana ağır mı?" diye sormaz, omuzlarının çatırtısını duymaz. Neden? Çünkü insan, kendi çapından, kendi fıtratından daha büyük işlere soyunur. Kendi haddini unutup, Allah’ın makamına, o mutlak otorite alanına göz diker. Kibir denilen o devasa yük, insanın kendi nefsini ezmesine sebep olur; sonra da şikâyet başlar: "Neden yoruluyorum? Neden dünya bana dar geliyor?"
Bakınız, meselenin kökü şurada: İnsan, "kulluk" bilincini bırakıp, her şeyi düzeltmeye çalışan bir "kurtarıcı" rolüne soyunuyor. Mükemmel olsun istiyor. Herkesi affetsin, herkesi mutlu etsin, hiçbir hata yapmasın, bütün işleri eksiksiz olsun! Yani haşa, Allah`a ait olan "Kudret" sıfatına talip oluyor.
Oysa Kur`an-ı Kerim, insanın aynasını tutmuş, suretini net göstermiştir:
"İnsan zayıf yaratılmıştır" (Nisâ, 28) der. "İnsan pek acelecidir" (İsrâ, 11) der. "Nankördür" (Âdiyât, 6),
"Tartışmaya düşkündür" (Kehf, 54) der.
Yani insan; sınırlıdır, eksiktir, acizdir. Bu bir ayıp değildir efendim, bu bir yaratılış gerçeğidir. İnsanın güzelliği, o acziyetini bilmesindedir.
Lakin insan, "Ben her şeyi bilirim, her şeyi yönetirim" dediği an, yükü ağırlaşır. Çünkü "O, her şeyi düzenleyip yönetendir" (Yûnus, 3). Sen değilsin.
"Her şeyi bilen" O`dur (Bakara, 282). Sen değilsin.
Sen sadece kendine düşeni yapmakla mükellefsin. O’na ait olanı O’na bırakmadığın müddetçe, sırtındaki yük seni ezer, ruhun daralır.
Gerçek özgürlük, "kul" olduğunu idrak etmektir. "Ben her şeyi düzeltemem ama elimden geleni yapabilirim" demek, omuzları hafifletir.
İşte bu noktada, gerçek bir kişisel gelişim zarureti doğar.
Bakınız, piyasada dolaşan sahte kişisel gelişimler insanı "süper insan" yapmaya çalışır. "Her şeyi yapabilirsin, her şeyi kontrol edebilirsin" diye insanı kibirle zehirler. Bizim kastettiğimiz ise başkadır: Kendini bilmek... Kendi sınırlarını tanımak... Fıtratına uygun bir tekamül yoluna girmek...
Gerçek kişisel gelişim, insanın kendi acziyetini kabul edip, o zayıf gövdesiyle nasıl en iyi "kul" olabileceğini öğrenme sanatıdır.
İnsan dediğin, aslında tuhaf bir mahluktur. Sırtında dağları taşır da, "bu yük bana ağır mı?" diye sormaz, omuzlarının çatırtısını duymaz. Neden? Çünkü insan, kendi çapından, kendi fıtratından daha büyük işlere soyunur. Kendi haddini unutup, Allah’ın makamına, o mutlak otorite alanına göz diker. Kibir denilen o devasa yük, insanın kendi nefsini ezmesine sebep olur; sonra da şikâyet başlar: "Neden yoruluyorum? Neden dünya bana dar geliyor?"
Bakınız, meselenin kökü şurada: İnsan, "kulluk" bilincini bırakıp, her şeyi düzeltmeye çalışan bir "kurtarıcı" rolüne soyunuyor. Mükemmel olsun istiyor. Herkesi affetsin, herkesi mutlu etsin, hiçbir hata yapmasın, bütün işleri eksiksiz olsun! Yani haşa, Allah`a ait olan "Kudret" sıfatına talip oluyor.
Oysa Kur`an-ı Kerim, insanın aynasını tutmuş, suretini net göstermiştir:
"İnsan zayıf yaratılmıştır" (Nisâ, 28) der. "İnsan pek acelecidir" (İsrâ, 11) der. "Nankördür" (Âdiyât, 6),
"Tartışmaya düşkündür" (Kehf, 54) der.
Yani insan; sınırlıdır, eksiktir, acizdir. Bu bir ayıp değildir efendim, bu bir yaratılış gerçeğidir. İnsanın güzelliği, o acziyetini bilmesindedir.
Lakin insan, "Ben her şeyi bilirim, her şeyi yönetirim" dediği an, yükü ağırlaşır. Çünkü "O, her şeyi düzenleyip yönetendir" (Yûnus, 3). Sen değilsin.
"Her şeyi bilen" O`dur (Bakara, 282). Sen değilsin.
Sen sadece kendine düşeni yapmakla mükellefsin. O’na ait olanı O’na bırakmadığın müddetçe, sırtındaki yük seni ezer, ruhun daralır.
Gerçek özgürlük, "kul" olduğunu idrak etmektir. "Ben her şeyi düzeltemem ama elimden geleni yapabilirim" demek, omuzları hafifletir.
İşte bu noktada, gerçek bir kişisel gelişim zarureti doğar.
Bakınız, piyasada dolaşan sahte kişisel gelişimler insanı "süper insan" yapmaya çalışır. "Her şeyi yapabilirsin, her şeyi kontrol edebilirsin" diye insanı kibirle zehirler. Bizim kastettiğimiz ise başkadır: Kendini bilmek... Kendi sınırlarını tanımak... Fıtratına uygun bir tekamül yoluna girmek...
Gerçek kişisel gelişim, insanın kendi acziyetini kabul edip, o zayıf gövdesiyle nasıl en iyi "kul" olabileceğini öğrenme sanatıdır.
...
Eğitimimiz bu akşam başlıyor. Geç kalmış değilsin. Acele et, kendine en iyi yatırımı eğitim alarak yap.
.
.
.
.
.
.
.
Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji #farkındalık #egitim #gelişim
Eğitimimiz bu akşam başlıyor. Geç kalmış değilsin. Acele et, kendine en iyi yatırımı eğitim alarak yap.
.
.
.
.
.
.
.
Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji #farkındalık #egitim #gelişim
...
Değerini Yükseltmek İstiyor musun?
Hayat bazen seni yorar, yönünü kaybettirir, içindeki ışığı gölgede bırakır…
Ama bil ki, o ışık hiçbir zaman sönmedi — sadece senin onu yeniden fark etmeni bekliyor.
Kişisel gelişim ve manevi psikoloji eğitimi tam da bu fark ediş için var.
Kendini yeniden tanımak, duygularını anlamak, geçmişin yüklerinden arınmak ve içsel gücünü keşfetmek için bugün doğru bir gün.
🎓 Bu eğitim, sadece bilgi değil; dönüşüm, farkındalık ve iç huzur yolculuğudur.
Kendine yatırım yapmanın en güçlü zamanı şimdi.
Unutma, hala geç kalmış değilsin.
Bugün bir adım at, çünkü o adım seni bambaşka bir sen’e taşıyabilir.
Haydi eğitime katıl, sende kendindeki değişim, dönüşüm ve gelişimi fark et... SON 1 GÜN!
EsraCoaching Danışmanlık
İletişim no : 05442717699
https://esracoaching.com
#kişiselgelişim #yaşamkoçluğu #manevipsikoloji #farkındalık #eğitim
Değerini Yükseltmek İstiyor musun?
Hayat bazen seni yorar, yönünü kaybettirir, içindeki ışığı gölgede bırakır…
Ama bil ki, o ışık hiçbir zaman sönmedi — sadece senin onu yeniden fark etmeni bekliyor.
Kişisel gelişim ve manevi psikoloji eğitimi tam da bu fark ediş için var.
Kendini yeniden tanımak, duygularını anlamak, geçmişin yüklerinden arınmak ve içsel gücünü keşfetmek için bugün doğru bir gün.
🎓 Bu eğitim, sadece bilgi değil; dönüşüm, farkındalık ve iç huzur yolculuğudur.
Kendine yatırım yapmanın en güçlü zamanı şimdi.
Unutma, hala geç kalmış değilsin.
Bugün bir adım at, çünkü o adım seni bambaşka bir sen’e taşıyabilir.
Haydi eğitime katıl, sende kendindeki değişim, dönüşüm ve gelişimi fark et... SON 1 GÜN!
EsraCoaching Danışmanlık
İletişim no : 05442717699
https://esracoaching.com
#kişiselgelişim #yaşamkoçluğu #manevipsikoloji #farkındalık #eğitim
...
YAŞAMIN DEĞİŞMEZ YASASI: Ya Tercihen Gelişirsin Ya da Mecburen.
Hayat duranları sevmez. Doğadaki her şey gibi biz de ya büyürüz ya da çürürüz; ortası yoktur. Martin Luther King’in o meşhur sözünü hatırlayalım: "Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün ama ne yaparsan yap ilerlemek zorundasın."
Peki, neden bu kadar ısrarcı bu döngü?
Çünkü gelişim bir seçenek değil, bir zorunluluktur. Eğer kendi iradenizle, konfor alanınızın sunduğu o yalancı güvenliğe veda edip eğitici yollara girmezseniz, hayat devreye girer. Hayatın öğretme yöntemi ise bazen serttir. Siz adım atmadığınızda, sistem sizi itmeye başlar.
Fiyatı Kim Belirliyor?
1- Kendi rızanla gelişim: Ter döktürür, disiplin ister, bazen yorar ama sonunda size yepyeni bir "siz" kazandırır.
2- Hayatın zorunlu eğitimi: Can yakar, krizlerle gelir, kayıplarla öğretir. Günün sonunda yine tecrübe kazanırsınız ama bu tecrübe sizden çok şey götürmüş olur.
Zaman akıp giderken şu soruyu sormak gerekir: Dizginler kimin elinde?
Tecrübeyi ağır bedeller ödeyerek, ruhunuzu hırpalayarak mı edinmek istersiniz; yoksa farkındalıkla, bilerek ve isteyerek mi o yolu yürümeyi seçersiniz? İlerlemek zorundasınız, kaçış yok. Ancak yolun niteliğini belirlemek hala sizin elinizde.
❗ Hayatın sizi zorla eğitmesini beklemeyin. Kendi gelişim yolculuğunuzun mimarı olun.
🧾 Yeni eğitim dönemi için kayıtlarımız devam ediyor. Son 3 gün!
İçinizdeki potansiyeli bilimsel temelli yaklaşımlarla açığa çıkarmak ve hayatın karmaşasında sağlam bir duruş sergilemek için hazırladığım eğitim programında yerinizi alabilirsiniz.
Detaylı bilgi ve kontenjan durumu için **DM** üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Acele edin, sizde yeni dönem eğitimimizde yerinizi alın!
EsraCoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji #farkındalık #değişim #gelişim
YAŞAMIN DEĞİŞMEZ YASASI: Ya Tercihen Gelişirsin Ya da Mecburen.
Hayat duranları sevmez. Doğadaki her şey gibi biz de ya büyürüz ya da çürürüz; ortası yoktur. Martin Luther King’in o meşhur sözünü hatırlayalım: "Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün ama ne yaparsan yap ilerlemek zorundasın."
Peki, neden bu kadar ısrarcı bu döngü?
Çünkü gelişim bir seçenek değil, bir zorunluluktur. Eğer kendi iradenizle, konfor alanınızın sunduğu o yalancı güvenliğe veda edip eğitici yollara girmezseniz, hayat devreye girer. Hayatın öğretme yöntemi ise bazen serttir. Siz adım atmadığınızda, sistem sizi itmeye başlar.
Fiyatı Kim Belirliyor?
1- Kendi rızanla gelişim: Ter döktürür, disiplin ister, bazen yorar ama sonunda size yepyeni bir "siz" kazandırır.
2- Hayatın zorunlu eğitimi: Can yakar, krizlerle gelir, kayıplarla öğretir. Günün sonunda yine tecrübe kazanırsınız ama bu tecrübe sizden çok şey götürmüş olur.
Zaman akıp giderken şu soruyu sormak gerekir: Dizginler kimin elinde?
Tecrübeyi ağır bedeller ödeyerek, ruhunuzu hırpalayarak mı edinmek istersiniz; yoksa farkındalıkla, bilerek ve isteyerek mi o yolu yürümeyi seçersiniz? İlerlemek zorundasınız, kaçış yok. Ancak yolun niteliğini belirlemek hala sizin elinizde.
❗ Hayatın sizi zorla eğitmesini beklemeyin. Kendi gelişim yolculuğunuzun mimarı olun.
🧾 Yeni eğitim dönemi için kayıtlarımız devam ediyor. Son 3 gün!
İçinizdeki potansiyeli bilimsel temelli yaklaşımlarla açığa çıkarmak ve hayatın karmaşasında sağlam bir duruş sergilemek için hazırladığım eğitim programında yerinizi alabilirsiniz.
Detaylı bilgi ve kontenjan durumu için **DM** üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Acele edin, sizde yeni dönem eğitimimizde yerinizi alın!
EsraCoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com
#kisiselgelisim #manevipsikoloji #farkındalık #değişim #gelişim
...