Daha huzurlu yaşam için

Hayatınızdaki mücadelelerinizde deneyimli bir rehberle sizde başarabilir ve hedeflerinize ulaşabilirsiniz

Hayatı dengede ve kalben mutmain bir şekilde yaşamak isteyenler...

hedef

Hedef belirleyemeyen veya varolan hedefinin üzerine cesaretle gidemeyenler...

problem

En iyi versiyonunuz olma yolunda size rehberlik etmek için bizler buradayız

“Anormal” dediğin şey, belki de sadece senin dünyana yabancı olandır.

Çünkü hiçbirimiz hayata aynı pencereden bakmıyoruz. Aynı yollardan geçmedik, aynı acıları yaşamadık, aynı şeylerle sınanmadık. Her insan; yaşadıklarından, öğrendiklerinden, yaralarından, korkularından ve umutlarından kendine ait bir “normal” oluşturuyor.

Senin garip bulduğun bir davranış, bir başkasının yıllardır hayatta kalma biçimi olabilir. Senin “anormal” dediğine o “normal”, senin “normal” dediğine ise o “anormal” gözüyle bakıyor olabilir.

Öyleyse bazen durup sormak gerekir:
Kime göre normal, kime göre anormal?

İki farklı dünya birbirine uzaktan baktığında önce farklılıklarını görür. Ama yaklaştıkça, konuştukça, dinledikçe ve birbirinin hikâyesini öğrendikçe o görüntü değişmeye başlar. “Benden çok farklı” dediğimiz birinin içinde, belki de bizimle aynı korkuyu, aynı özlemi, aynı yarayı taşıdığını fark ederiz.

Çünkü insanı insana yaklaştıran şey her zaman benzer olmak değil; anlamaya çalışmaktır.

Fakat başkasını anlayabilmenin yolu önce kendimizi anlamaktan geçer. Kafamızdaki kilitlerin anahtarı da tam burada saklıdır: Kendi iç dünyamızı tanımakta…

Neden öfkeleniyorum? Neden hemen yargılıyorum? Neden kötü düşünüyor, niyet okuyor, farklı olanı tehdit gibi algılıyorum?

İnsan kendisini tanıdıkça, başkasına da daha adil bakmayı öğrenir. Kendini ve karşısındakini anlamaya başladıkça önyargıya, kötü zanna, art niyete ve vesveseye zihninde daha az yer bırakır. Böylece kalbi daraltan ve manevi anlamda şeytana kapı aralayabilecek düşüncelere karşı daha uyanık hâle gelir.

Çünkü bazen huzur, karşımızdaki insanın değişmesiyle değil; bizim ona baktığımız yerin değişmesiyle başlar.

İşte Kişisel Gelişim ve Manevi Psikoloji Eğitimi, insanın önce kendi iç dünyasını tanımasına, ardından insanı ve hayatı daha derinden anlamasına vesile olan bir yolculuktur.

Kendini anladıkça insanı anlarsın.
İnsanı anladıkça yargıların azalır.
Yargıların azaldıkça kalbinde huzura daha çok yer açılır.
Belki de değiştirmemiz gereken ilk şey dünya değil; dünyaya baktığımız penceredir.

#kisiselgelisim #manevipsikoloji #farkındalık #egitim #gelişim

...

Onların dili yok sanıyoruz…
Oysa çektikleri acının da bir şahidi var.

Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü. 🐾

Manevi psikoloji çalışmalarımızda, danışanlarımızın hikâyelerini dinlerken hayvanlara yapılan eziyet ve haksızlıklarla bağlantı kurulan bazı dikkat çekici olaylarla karşılaşabiliyoruz.

Geçmişte bir hayvana yapılan zulmün etkisinin yalnızca o anla sınırlı kalmadığına; aile ve nesil hikâyelerinde korkular, yoğun hassasiyetler veya benzer temalar şeklinde karşımıza çıkabildiğine dair örüntüler görüyoruz.

Örneğin dedesinin geçmişte kediye eziyet ettiğini anlatan danışanımızın, kendinde ve çocuğunda kediye karşı yoğun korku veya alerjik hassasiyet gibi durumlar ortaya çıkmasıyla karşılaşabiliyoruz. Bunları bilimsel olarak kanıtlanmış bir sebep-sonuç ilişkisi olarak değil, manevi psikoloji çalışmalarımızda üzerinde durduğumuz gözlemler olarak değerlendiriyoruz.

Ama bildiğimiz çok temel bir şey var:

Merhamet, yalnızca insana gösterilen bir duygu değildir.

Bir hayvanı aç bırakmamak, korkutmamak, dövmemek, yavrusundan ayırmamak, gücümüz yettiği hâlde acısına kayıtsız kalmamak da vicdanımızın ve insanlığımızın bir parçasıdır.

İslam geleneğinde de hayvanlara merhamet güçlü bir ahlaki sorumluluk olarak karşımıza çıkar. Bir canlıya yapılan iyiliğin de zulmün de önemsiz olmadığını hatırlatan çok güçlü öğretiler vardır.

Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Benden güçsüz olan bir canlı, benim yanımda kendini güvende hissediyor mu?”

Çünkü merhamet, insanın yalnızca başkasına verdiği bir şey değil;
kendi ruhunda büyüttüğü bir hâlidir.

Şunu unutmayın! Her türlü canlıya yapılan eziyet dünya ve ahirette karşılıksız kalmayacaktır. 

Bugün sadece hayvanları koruma günü olmasın.
Onların can taşıdığını, acıyı ve korkuyu hissettiğini yeniden hatırladığımız bir gün olsun. 🐾🤍

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü kutlu olsun.

#dünyahayvanlarıkorumagünü
#sevgi
#merhamet #iyilik #i̇nsanlık

...

Sessizliğimizi, vazgeçiş sanmayın…

Bazen insanın hayatındaki en büyük değişimler sessizce başlar.
Kimse görmez verdiğin iç mücadeleyi…
Kimse bilmez hangi düşünceni değiştirdiğini, hangi korkunun üzerine yürüdüğünü, hangi eski “sen”i geride bırakmaya çalıştığını.

Çünkü gerçek dönüşüm önce içeride gerçekleşir.

Bir tohum da toprağın altında sessizdir.
Ama o sessizlik, hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez.
Aksine…
Yeni bir hayat hazırlanıyordur.

Belki sen de bugün hayatının sessiz dönemindesin.
Belki “Neden hâlâ istediğim yerde değilim?” diyorsun.

Oysa mesele ne kadar hızlı ilerlediğin değil;
kim olarak ilerlediğin.

Kendini tanıdıkça, düşüncelerini fark ettikçe, seni geride tutan kalıplarla yüzleştikçe hayatındaki değişim de başlar.

Çünkü yarınını değiştirmek istiyorsan,
bugün önce kendinden başlamalısın.

Ve sen de kendi değişim ve dönüşüm yolculuğuna başlamak istiyorsan, Kişisel Gelişim Eğitimimizde birlikte yürüyebiliriz.

Belki de sıra, bugüne kadar taşıdığın seni değil; olmak istediğin seni büyütmekte…

Haydi! Bize katıl, değişimine şahit ol...

Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com

#kişiselgelişimvefarkındalık
#manevipsikoloji #eğitimöğretim
#hayat

...

Nefsin en ince hilesi, sana kendini terbiye olmuş göstermesidir.

Nefis her zaman karşına açık bir düşman gibi çıkmaz. Bazen susar, geri çekilir, hatta sana ne kadar değiştiğini ve olgunlaştığını fısıldar.

Ve insan tam da burada yanılabilir…

Artık öfkelenmediğini düşünürsün; belki öfken sadece şekil değiştirmiştir. Kibrinin bittiğini sanırsın; belki bu kez “Ben artık eskisi gibi değilim” cümlesinin arkasına saklanmıştır. Maneviyatta ilerlediğini hissedersin; fark etmeden bu ilerleyişi bile kendine bir üstünlük sebebi yaparsın.

İşte nefsin en ince oyunu burada başlar.

İnsan kusurunu gördüğünde düzelmeye çalışır, günahını fark ettiğinde tevbe eder. Fakat kendisini olmuş, tamamlanmış, arınmış görmeye başladığında nefsini sorgulamayı bırakır.

Belki de kendimize sormamız gereken asıl soru şudur:

“Ne kadar yol aldım?” değil,
“Göremediğim hangi yanım beni hâlâ yönetiyor?”

Hakiki terbiye, insanın kendisini kusursuz görmesi değil; kusurunu görebilecek kadar uyanık kalabilmesidir. Zira nefis bazen insanı kötülüğüyle değil, iyiliğine hayran bırakarak mağlup eder.

İşte Kişisel Gelişim ve Manevi Psikoloji eğitimlerimizde insanın önce kendisine dönüp bakmasını, duygu ve davranışlarının ardındaki sebepleri fark etmesini, nefsin insan üzerindeki hilelerinin neler olduğunu önemsiyoruz. Farkındalık arttıkça insan sadece çevresini değil, kendi iç dünyasını da okumaya başlıyor.

Kendini tanımadan nefsini tanımak, nefsini tanımadan onunla mücadele etmek kolay değildir.

Belki gerçek değişim de tam burada başlar:
Başkalarını çözmeye çalışmayı bırakıp, insanın kendi içine cesaretle bakabildiği yerde…Sende bu değişimde yerini almak istersen Ekim ayında başlayacak olan eğitimimize katılabilirsin.

Unutma! Kendini bilen, Rabbini bilir... 

Rabbim nefsimizi tanımayı, onun ince oyunlarına karşı uyanık kalmayı ve her gün biraz daha güzel terbiye edebilmeyi meccanen nasip etsin. Âmin.

Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com

#kisiselgelisim #manevipsikoloji #nefis #şeytan #eğitim

...

Beterin gerçekten beteri mi var? 

Şükür, başkasının acısıyla kendi mutluluğumuzu ölçmek değildir.

Birinin hastalığına bakıp sağlığımıza, birinin yoksulluğuna bakıp varlığımıza, birinin kaybına bakıp sahip olduklarımıza sevinmek yerine; sahip olduklarımızın kıymetini başkasının mahrumiyetine ihtiyaç duymadan bilmektir.

Çünkü gerçek şükür kıyasla değil, farkındalıkla; üstünlük hissiyle değil, merhametle güzelleşir.

Başkasının yarası, bizim şükür sebebimiz değil; merhamet sebebimiz olsun.

İnsan kendini tanıdıkça; düşüncelerinin, duygularının ve davranışlarının ardındaki sebepleri fark ettikçe hayata bakışı da değişir. Kişisel gelişim yalnızca “daha iyi bir ben” olmak değil, nasıl bir insan olduğumuzu ve nasıl bir insan olmak istediğimizi fark etme yolculuğudur.

Manevi gelişim ise bu farkındalığa daha derin bir soru ekler:

Kalbim neye dönüşüyor?

Çünkü bazen değişmesi gereken hayatımız değil, hayata baktığımız penceredir.

Ekim ayında Kişisel Gelişim ve Manevi Psikoloji eğitimimizde, insanın kendini tanımasından iç dünyasını anlamlandırmasına, farkındalıktan manevi derinliğe uzanan bu yolculuğa birlikte çıkıyoruz. Sende bu kutlu yolculukta yerini al ve hayata bakış açın değişsin. 

Belki de insanın en kıymetli yolculuğu, başkalarının hayatına bakmakla değil, kendi içine bakmaya cesaret etmekle başlar.

Haydi şimdi adım at ve bize dm den "bilgi" yaz. Ayrıntıları sana gönderelim.

Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com

#kisiselgelisim #manevipsikoloji #farkındalık #egitim #şükür

...

Tekâmül iki şekilde olur:
Ya ilim ile, ya da imtihan ile…

İnsan bazen öğrenerek büyür, bazen yaşayarak…

Bazen bir söz uyandırır onu,
bazen bir kayıp…
Bazen okuduğu bir satır değiştirir yönünü,
bazen içinden çıkamadığı bir imtihan.

Çünkü insanın değişmesi gerekiyorsa, Allahü teala ona bir şekilde değişmesi gereken yeri gösterir.

Ruh boşluk kabul etmez.

Sen onu hakikatle, ilimle, tefekkürle, kendini tanımakla beslemezsen;
o boşluk zamanla korkularla, kaygılarla, kırgınlıklarla, bağımlılıklarla, bitmeyen zihinsel uğraşlarla dolabilir.

Ve insan bazen “Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?” diye sorar.

Belki de asıl soru şudur:

“Bu yaşadıklarım bana ne öğretmeye çalışıyor?”

Çünkü bazı imtihanlar ceza değil, ders olabilir.
Bazı tekrarlar kaderin çıkmaz sokağı değil, henüz fark edilmemiş bir örüntü olabilir.
Bazı sıkıntılar da insanı yıkmak için değil, onu eski hâlinden çıkarıp daha olgun bir hâle taşımak için bir vesile olabilir.
Ama bunun en acısız yolu da var. Nedir o? İLİM. 
İlimle fark ettiğimiz şeyi, hayatın bize tekrar tekrar öğretmesine gerek kalmayabilir.

Bu yüzden tekâmülün daha bilinçli yolu; insanın kendisini tanıması, nefsini gözlemlemesi, zihnindeki ve duygularındaki örüntüleri fark etmesi, yaralarını anlaması ve Rabbine doğru yürürken iç dünyasını da terbiye etmesidir.

İmtihan gelmeden öğrenmek…
Kaybetmeden kıymet bilmek…
Kırılmadan dönüşmek…
Mecbur kalmadan değişmek…

Belki de gerçek farkındalık tam olarak budur.

Kişisel Gelişim ve Manevi Psikoloji Eğitimimizde, insanın yalnızca davranışlarına değil; düşüncelerine, duygularına, bilinçaltı örüntülerine ve manevi dünyasına da bakıyoruz.

Çünkü biz, insanın başına gelenleri değiştirmeye çalışmadan önce, o yaşananların insanda neyi göstermeye çalıştığını anlamanın önemli olduğuna inanıyoruz.

Eğer sen de hayatın seni imtihanlarla dönüştürmesini beklemek yerine, ilimle, farkındalıkla ve bilinçli bir yolculukla tekâmül etmeyi seçiyorsan…

Belki de bu eğitim, kendine doğru atacağın yeni bir adımın başlangıcıdır. Acele et, kontenjan dolmak üzere. Sende bu ilim yolculuğunda yerini al.

Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com

#kisiselgelisim #manevipsikoloji #ilim

...

“Bazen hayatımızda yolunda gitmeyen şeylerin sebebi, bizden çok önce başlayan bir hikâyenin devamı olabilir…”

Hiç düşündün mü?

Neden bazı sıkıntılar bir ailede nesiller boyunca tekrar eder?
Neden aynı döngüler, farklı kişilerde yeniden karşımıza çıkar?

İnsan çoğu zaman yaşadığı problemin sebebini yalnızca kendi hayatında arar. Oysa hepimiz bir geçmişin devamıyız. Annemizin duasından, babamızın yükünden, atalarımızın bıraktığı maddî ve manevî mirastan izler taşırız.

Peki insan, kendisinden önce başlayan bir zincirin halkası olabilir mi?
Ve daha önemlisi: O zinciri fark edip kırabilir mi?

Kur’an-ı Kerim bize açıkça bildirir:

“Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.”

Yani hiç kimse atasının günahından dolayı ahirette sorumlu tutulmaz. Ancak bir davranışın dünyadaki sonuçlarının sonraki nesillerin hayatına ulaşması başka bir meseledir.

İsrâ Suresi 64. ayette şeytanın insanlara “mallarda ve çocuklarda ortak olmasından” söz edilir.

Peki bu ortaklık nasıl anlaşılmalıdır?

Bir örnek düşünelim:

Deden zekâtını vermeden vefat etmiş olsun. Zekât, ihtiyaç sahibinin hakkıdır. Verilmeyen bir hak, yalnızca geçmişte kalmış bir mesele değildir; geride bırakılan malın niteliğini ve o maldan faydalanan insanların hayatını da etkileyebilir.

Baban o malın içinde büyür, sonra sen dünyaya gelirsin…

Nasıl ki babandan kalan mala ortak olabilir, bazı huylarını taşıyabilir ve genetik yatkınlıklarını miras alabilirsin; manevî mirasın insan üzerindeki etkisi de bu eğitimde “sirayet” kavramı üzerinden ele alınır.

Bunu daha anlaşılır kılan bir örnek de hamileliktir:

Anne sigara içtiğinde, sigarayı içen çocuk değildir. Fakat annenin yaptığı tercih, gelişmekte olan bebeğin bedenini etkileyebilir.

Yani fiili yapanla, o fiilin sonucundan etkilenen kişi her zaman aynı olmayabilir.

Sirayeti anlatmak için kullandığımız en çarpıcı metaforlardan biri ise biyopsi iğnesidir.

İğne hastalıklı dokudan örnek almak için girer. Çıkarken ucuna bulaşan mikroskobik parçacı

...

Belki de geciken hiçbir şey yok…
Belki beklediğin şey değil,
SEN hazırlanıyorsun.

“Sizin için olan şey sizi geçmez.
Siz hazır olana kadar etrafınızda dönüp durur.”

Bazen çok istersin…
Dua edersin, beklersin, çabalarsın.
Ama olmaz.

Ve “Demek ki nasibim değilmiş…” dersin.

Oysa bazı gecikmeler mahrumiyet değil, hazırlıktır.

Çünkü istediğin şey hayatına girmeden önce, belki de senin onu taşıyabilecek insana dönüşmen gerekiyordur.

Huzuru istiyorsun…
Peki içindeki hangi ses hâlâ huzuruna engel?

Sevilmek istiyorsun…
Peki sen kendinle nasıl bir ilişki içindesin?

Yeni bir hayat istiyorsun…
Peki eski düşüncelerinden, korkularından ve tekrar eden döngülerinden ne kadar çıkabildin?

Belki de asıl soru;

“İstediğim şey ne zaman gelecek?” değil,
“Ben ona ne zaman hazır olacağım?”

Çünkü bazen açılmasını beklediğimiz kapı dışarıda değildir.

Kapı, insanın kendi içindedir.

Ve insan kendine doğru yürümeye başladığında, hayatında da bir şeyler değişmeye başlar.

❗ Kişisel Gelişim ve Manevi Psikoloji Eğitimimizde tam da bu içsel yolculuğa çıkıyoruz.

Kendimizi daha derinden tanımayı,
tekrarlayan duygu ve davranış kalıplarımızı fark etmeyi,
geçmişimizin bugünkü hayatımıza bıraktığı izleri görmeyi ve manevi dünyamızla daha bilinçli bir bağ kurmayı ele alıyoruz.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı yeni bir hayat değil…

O hayatı yaşayabilecek yeni bir “ben”dir.

Belki de senin için olan şey çoktan yola çıktı.

Şimdi sıra sende.

Kendine dön.
Kendini tanı.
Hazırlan.
Dönüş...

✨ Kişisel Gelişim ve Manevi Psikoloji Eğitimimize sen de katıl.

Belki de uzun zamandır beklediğin değişim,
senin atacağın o ilk adımı bekliyordur…
Haydi acele et.

Esracoaching Danışmanlık
İletişim no: 05442717699
https://esracoaching.com

#kisiselgelisim #manevipsikoloji #güncel
#çocukodasıdekorasyonu
#eğitimkoçu

...